8 Temmuz 2009 Çarşamba

Kuzular mı mutlu olmalı yoksa kadınlar mı?

Benim blogumu okuyan kaç kişi yemekteyiz programını izliyor bilmiyorum? Dün gece ve bu gün tekrarından bir konu vardı kuzuların mutluluğu yarışmacılardan bir hanım mutlu kuzu ve tavukların etlerinin çok lezzetli olacağını hatta tavuk etinin beyazının pembe renkte olacağını iddaa ediyordu. Resmen dehşete düştüm mutlu kuzu, mutlu tavuk nasıl birşey olabilir acaba? Bence yemek yapan kadın veya kişi mutlu olmalı ki bu yemeğine yansısın. Mutsuz isteksiz bir insan hiç bir işini tam yapmıyacağı için onun elinden bütün yemekler lezzetsiz olur. O halde kuzularmı mutlu olmalı yoksa kadınlarmı?

2 yorum:

  1. Merhaba,
    İlgili programı izleyemiyorum. Sinirlerim oynuyor resmen.
    Ama konuyu anladım sanırım. Hayvanın kesilirken strese sokulmaması gerektiği gibi bir gelenek aklıma geldi. Sakinleştirip kesmenin gereğinin anlatıldığını hatırlıyorum, ha nereden aklımda kalmış bilgim yok ama kesinlikle bir manalı geçmişi vardır bu bilginin. Sonuçta kırmızı ya da beyaz et, kas. Gergin olmamalı, yumuşak olmalı.
    Ama renk değişimi iddiası, saçma. Hiç aklım ermedi o işe.

    YanıtlaSil
  2. Programı ben de izlemedim, ama bir reklam parçasında o konuşmaları duydum. Sığ bir yarışmadaki sığ yarışmacılardan sığ konuşmalar nihayetinde, çok da ciddiye almamak lazım bence.

    Ancak bu konuda bildiğim bir iki şey de var hani. Birincisi, Çağlar'ın da dediği gibi hayvanın kesilirken ve kesimin hemen öncesinde strese sokulmaması gerektiği. Bu muhtemelen sinirlerin gerilmesine ve etin sertleşmesine neden olmakta. Benzer bir şey balıklar içinde geçerli değil midir? Dinamitle avlanan balık ile olta balığı lezzet açısından birbirinden çok farklıdır, dinamitle avlanan balıklarda daha sası, yavan bir tat olduğu söylenir (zaten dinamitle avlanmak da ayrı bir vahşet, oda ayrı konu).

    Kelam edeceğim bir diğer konu ise, hayvanın yetişirkenki çevre koşullarının kontrol altına alınarak etin lezzetinin artırılmaya çalışıldığı, hatta başarılı da olunduğudur. En büyük örneği Kobe Bifteği olarak nitelendirebiliriz ki kobe bifteği, Japonya'da, danaların özel bir bira ile beslenerek, gün boyu stressiz kalmaları gibi bir felsefeye de dayanıyor. Ama lezzetinin kaynağı bu stres felsefesinden ziyade biranın hayvanı yağlandırması, sürekli masaj yapılan hayvanlarda kulunç gibi sinir yumaklarının olmaması, minimum hareket ettirilerek ve gün içinde zaman zaman askıya alınarak ayakları üstünde bile durmaması sağlanan hayvanlarda yağ dağılımının homojenleştirilmesi ve dolayısıyla yumuşacık etlere sahip olması diye sıralanabilir. Bildiğim kadarıyla kilosu 2000 dolarlardan başlayan biftekten bahsediyoruz bu arada.

    Son olarak şunu söylemek isterim, tamam biz insanoğlu carnivoruz, etoburuz. Ancak, karnımızı doyurmak için değil de sırf lezzet zevkimiz için bir hayvanın hayatının değiştirilmesi, manipule edilmesi bana dokunuyor, midemi kaldırıyor. Kentucky Fred Chicken adlı işletmenin kendi özel yetiştirdği tavukların, lezzetli olsun diye kafeslerde ve askıda (acak kasları gelişmeden) büyütülmesi, buna istinaden de ismindeki "tavuk" kelimesinin çıkartılmasına yönelik kararın alınması, ki bu sebeple de işletmenin adının KFC adı ile değiştirilmesi geliyor aklıma. Ve hiç gün yüzü görmeden, daracık kafeslerde yetiştirilip sofralarımıza gelen tavuklar (bacaklarından başaşağı sallandırılıp bıçakla kafaları kesildiğine göre pek te stressiz bir son an yaşamıyorlar, ama buna rağmen de lezzettliler) yine sıklıkla kafama takılan birşey. E aynı şey biz daha lezzetle yiyelim diye "mutlu yetiştirilen" hayvanlarda da (doğru veya yanlış, sadece bu kavramı sorguluyorum)geçerli değil mi? Benim içim kalkıyor düşününce.

    Ama, yemekten de geri durmuyorum. Kavurmalar, kebaplar, fırında tavuklar, envai çeşit balıklar, hepsi maharetli ellerden çıkınca pek lezzetli oluyorlar, ben de lüp lüp yutuyorum :) Hep sindirim aşamasında geliyor bunlar aklıma, benimkiler timsah gözyaşları yani :D

    Not: stres/mutluluk hikaye, ne ile beslendiği önemli hayvanın yahu. Küspesiz, yaylada yetişmiş koyun ile diğeri bir değil. Bence..

    YanıtlaSil